4 Ağustos 2010 Çarşamba

Brezilya Futbol A.Ş

Irkçı değilim bu nu peşinen söylemem gerekiyor. Fakat nedense dünyanın en önemli futbol pazarı olmasına rağmen Brezilya futboluna ve futbolcusuna bir türlü ısınamadım. Bugüne kadar ülkemize sayısız Brezilya'lı futbolcu geldi, geçti. Hala transfer olduğunda ilk akla gelen hemen Brezilya patentli futbolcular olmasına rağmen aklımda yer etmiş, evet bu futbolcu gerçekten iyi diyebileceğim sadece bir iki futbolcu vardır. Alex ve Zago ilk aklıma gelenler yüzlercesi arasından bir iki kişi...

Brezilya'lı futbolcu denilince aklıma gelen ilk şeyler, top cambazlığının dışında; alemler, her sene takımın sezon açılışlarını sallamaları,tatildeyken en az 10 kilo almaları, Brezilya'da olanlar için fuhuş skandalları, otellerde kelepçeler, 3-5 hafta yatış pozisyonundan sonra arada mükemmel top oynamaları (ki bu çoğu zaman kontrat bitimine yakın) oluyor. Rahat adamlar. Tabi ki bu nu her futbolcu için söylemek imkansız zaten belli başlı liglerde oynayan disiplinli futbolcular layıkıyla takımlarındalar. Disiplinli, profesyonel ve iyi bir Brezilyalı futbolcu doğuştan gelen samba ruhuyla harikalar yaratıyor.

1-2 sene mükemmel olsalar bile disiplin sorunları varken ve bu biliniyorken niye bu kadar çok fazla hala transferi yapılır anlayamıyorum. Alex gibi bir futbolcuyu ayırıyorum gerçekten örnek bir sporcu ve futbolu bazen sanatlaşabiliyor. Bazen diyorum çünkü bu nu her zaman, her yerde yapabilseydi Türkiye'de kalması imkansız olurdu. 

Geçen sene Galatasaray'a gelen Jo futbolculuğundan çok alemleriyle manşetlere çıktı. Lincoln için ne denebilir bilmiyorum neresinden tutarsanız elinizde kalır. Bu kadar büyük bir yetenek neyse...Fenerbahçe otel skandalı zaten ayrı bir konu. Beşiktaş deseniz Bobo, Nobre, Delgado ise (Latin kanalından girelim) alemci olmasalarda arada sırada oynayan futbolcular. Anadolu'da ise futbollarıya büyüleyen bir isim daha duymadım.

Nobre için ayrı bir başlık açmak lazım senelik 2,5 milyon euro alıp 2 gol atan bir futbolcu. İyi niyetli tamam ama o kadar değeri var mıdır?

Ben bu konuda her zaman Premier ligi örnek almışımdır. Futbolu o kadar domaine eden Brezilya'lılar neden Premier ligde yoklar. Tamam belki İngiltere'de futbol sert oynanıyor ama bütün futbolcuları da öyle değil ki,  çoğu başarısız olmuş. Son örnekler Galatasaraya gelen Jo, Elano diğer örnek Robinho vs.

İlk aklıma Arsen Wenger oluyor “Bir brezilyalı yarar, ikisi karar, üçü zarar” demiş...Seneye Süper Lige gelecek Ronaldinho için şimdiden başarılar diliyorum.

Fenerbahçe ve Türk futbolu

Türk futbolunda senelerdir ağızlarda sakız olmuş bir konudur, marka değeri. Ne yaptıysak bir türlü para vermek dışında geliştiremediğimiz bir lig ve futboldan bahsediyoruz. Bugün sonuçlarından birini yaşadık ve Fenerbahçe şampiyonlar liginde, İsviçre'nin mütevazı takımlarından Young Boys'a elendi.

Bir tarafta Fenerbahçe gibi 100 milyon Euro'luk bir bütçe, futbolcularının aldığı milyon euro'luk kontratlar, hep destek tam destek diyen milyonlarca taraftar, diğer taraftan Young Boys mütevazı  bir takım olmakla birlikte futbolun güzelliklerini ortaya koymaya çalışan orta sınıf bir takım. Orta sınıf futbol takımı dediysek de Avrupa mantalitesi olunca takır takır top oynayan profesyonel bir takım karşımıza çıkıyor. Herkes gerekli profesyonel çabayı ve özvereyi gösterince ortaya zevkle oynayan, güzel futbol çabasında bir takım ortaya çıkıyor. Bir taraftar daha başka ne ister ki. Şampiyonluk mu yalan, taraftar formasını terletecek canını dişine takacak, özveriyle oynayan, tribünlere hoş futbol gösterisi yapacak takım sevdasında.

Demek ki sadece stad yapmakla, tesis yapmakla, her sene bir sürü düşünmeden izlemeden yapılan transferlerle olmuyor bu işler. Bu lafı söylerken iyi niyetle söylüyorum. Keşke diyorum hep...

Her şey var para sorunu yok, tesis sorunu yok, taraftar sorunu yok, destek sorunu yok ama mantalite olayı bitiriyor

Sadece Fenerbahçe değil ki bütün takımlarda neredeyse aynı sorun var. Hep gelip geçici çözümlerle ilerlemeyi düşünüyoruz. 

Senelerdir Fenerbahçe her sezona başlarken bir transfer keşmekeşliği yaşıyor. Şampiyonlar ligi oynuyorsunuz, lig başlayacak hala takımınızda santraforunuz yok. Hoş Fenerbahçe'nin santrafor sorunu artık kabak tadı vermeye başladı. Kezman, Anelka, Guiza, Deivid adını unuttuğum bir kaç futbolcu. Muhtemelen gelecek santraforda da aynı sorun olacak. Gazetelerde Gyan adı geçiyor. Dünya kupasından önce adı fazla duyulmayan şimdi ise 17 milyon euro bonservisi olan bir futbolcu. İyi futbolcu olabilir ama daha önce görülemedi mi ?

Harcanılacak milyonca euro ne için Süper lig için mi ?

Aykut  Kocaman maalesef ilk başarısızlığını yaşamıştır. Eğer yeni gelmiş olsaydı anlardım ama sen eğer bir senedir takımın başındaysan, ne etliye ne sütlüye karışmadan rahatça gözlemleme fırsatın varken neden önceden bir planın yoktu. Fenerbahçe şampiyonluğu kaybettiğinde kimse Daum'la beraber Aykut'u  tefeye koymadı. Üstelik teknik direktör oldu. Bu zaman zarfında takımın için iyi bir gelecek ve plan hazırlamalıydın. Teknik direktör olup olmaması da önemli değildi zaten futbolun patronuydu. Adı üstünde direktör.

Üstelik Akut Kocaman'la sezon başlamadan maalesef disiplin sorunları da ayyuka çıktı. Antreman sırasında taraftarla problem yaşayan Emre antremanı yarıda kesti. Geri dönmesini isteyen Aykut Kocaman'a rağmen Emre antremanı terketti. Daha ilk günlerinde otoritesi yıkılan teknik direktör. Gurbet kupası sırasında Selçuk Şahin hekeme çelme atıp kırmızı kart gören Selçuk Şahin. Young Boys ilk maçında topu yere fırlatıp kırmızı kart gören Kazım, son maçta süpermen uçuşuyla Stoch. İşi şimdiden zorlaşan Aykut Kocaman.

Takımın disiplinsiz amatör zihniyete sahip olduğu apaçık. Kesinlike radikal kararlar gerekiyor. Zaten takımın çoğunluğu disiplinsizliklerle nam salmış Brezilyalı olunca çık işin içinden. Brezilyalı futbolcular zaten disiplinli ve profesyonel olsalar dünyanın en önemli futbol ülkesi İngiltere'de top oynarlardı. Baktığınızda bir elin parmaklarını geçmiyor.

Fenerbahçe kesinlike bir devrim yapmak zorunda. Bu nu  ilk başta yönetimle yapmalı. Takıma yeni bir heyecan vermeli. Başta Brezilya ve Latin Amerika futbolcu mantalitesinden hemen sıyrılmalı. Aklıma gelmişken çok beğendiğim bir futbolcu olmasına rağmen takımın en önemli maçında olmayan bir Lugano var. Semih maalesef artık bu takımdan gitmeli ki hem bu Semih için de iyi olacaktır.

Ne kadar iyi futbolcu olurlarsa olsunlar Avrupa mantalitesine sahip futbolcu başkadır. Geç kalsalarda iyi bir scout ekibi kurulsun bir futbolcuya 20 milyon euro verileceğine o parayla tüm Türkiye ve Dünya taranabilir.

Dünya kulübü olmak istiyorsunuz önümüzde ki yılların planlarını şimdiden yapmak zorundasınız. Gelip geçiçi çözümlerle olmuyor bu işler.

Anlayacağınız bu da gol değil...

Türkiye Belediye Futbol Ligi TBFL

Futbolumuzun (M)arka Değeri

Yer İngiltere Londra 2010, bir Premier Lig maçı, takımlar Londra Belediyespor-Sunderland, tribünlerde yaklaşık 20 kişi.

Sizce böyle bir sahnenin İngiltere'de olma olasılığı nedir ? Ve ya Almanya, İspanya, Polonya, Macaristan vs...
Münih Belediyesi Sular İdaresi Spor, Barcelona Belediye Spor, Napoli Belediyesi Gaz İşletmeleri Spor, Prag Belediyesi Otobüs İşletmeleri Spor...

Böyle bir şeyi hayal etmekte bile zorlanıyor insan.
Sonlarına Türkçe eklediğim için itici gelse de en azından böyle bir şeyi görmemiz ne kadar olası. Tribünler bomboş, zevksiz, tatsız, tuzsuz maçlar. Bir de dünyanın her tarafına maçlarını servis eden, canlı yayınlatan bir lig için düşünülemez bir olay.

Senelerdir Türk futbolunun marka değeri, marka değeri  diye yırtınırken, ligimizin sadece yayın gelirinin 300 milyon dolarlık bir bütçeye sahipken, biz bu sahneleri yaşamaya devam edeceğiz.

Ana görevleri altyapı hizmetleri olan belediyelerin, profesyonel liglerde bir takıma sahip olması anlaşılır bir şey değil. Garip olanın benimsenmiş olması ve kimsenin ses çıkarmaması.  Zaten diğer takım yöneticilerinin ses çıkarmasını beklemek fazla iyimser bir davranış olacaktır. Herhangi bir konuda belediyeleri karşısına almayı kimse istemez. Eninde sonunda belediye ile ruhsat vb. konularda karşılaşmak olası bir sonuç.

Aslında bu sorunu güzel bir uygulama ile çözmek olası. TFF öncülüğünde Türkiye Belediye Futbol Ligi kurmak. Hali hazırda Süper lig, Bank Asya, 2.lig, 3.Lig içinde en az 18 takım rahat bulunur. Sponsor bulmakta hiç bir zorluk yaşanmaz. Su borusu firmaları, Plastik firmaları, alt yapı inşaat şirketleri, Otobüs üreten firmalar vb. pek çok sektörden sponsorlar bulunur. Belediyelerin özellikle siyasi tarafının önde olması dolayısıyla seyirci sıkıntısı yaşanmaz. Akp'li İstanbul Belediye Spor, Chp'li İzmir Belediye Spor maçları Süper Lig'e kıyasla çok ilgi göreceği kesindir.

Bu bir öneridir. Gol olur, olmaz bilinmez.